Hastane Yöneticisi


Doç. Dr. Mustafa YILMAZ


Yöneticinin Mesajı

AKCİĞER KANSERİ VE CERRAHİ TEDAVİSİ



Hastanız Ahmet Sevim`i ameliyat ettiniz. Bu hastanın, hastalığının en önemli özelliği nedir? Ahmet Bey`in, hastalığının süreci ve şuanki durumu hakkında bilgi verir misiniz?

     Genelde biz bu bölgede hastalarımıza 15 yıldır akciğer kanserleriyle ilgili hizmetler sunmaktayız. Bunun dışında yine iş arkadaşınız İ. Murat SUNGUR’ da olduğu gibi akciğerin pnömotoraks dediğimiz sönmeleri,  hemotoraks dediğimiz kanamaları, kaburgalarda olan bozukluklar, deformiteler, kırıklar, çıkıklar ve diyafram ile ilgili ameliyatlar yapıyoruz. Yine toplumda sosyal yönden çok problem olan, özellikle gençlerde görülen el terlemeleriyle ilgili operasyonlar yapıyoruz. Bu ameliyatları özellikli olarak iki tane kapalı delikten girerek yapıyoruz.
     Bunların hepsinin dışında en önemli ameliyatlarımızı insan hayatını uzun vadede tehdit eden akciğer kanserleriyle ilgili yapıyoruz. Bu hastamızda da bu örneği yaşadık. Şöyle ki:
Yaklaşık iki yıl önce hastamızı akciğer kanserinden ameliyat ettik. Normalde her insanın sağda ve solda olmak üzere iki tane akciğeri vardır. Bu hastanın sol akciğerinde iki yıl önce kanser tespit ettik ve hastanın sol akciğerini tamamen aldık. Şuan gördüğünüz hasta, sol akciğeri olmayan, sağ akciğeriyle yaşayan bir hastadır. Hastanın iki yıl önceki akciğer kanseri ameliyatından sonra hastaya kemoterapi dediğimiz ilaç tedavisi uyguladık. Bu tedaviden sonra hastayı rutin kontrollerden geçirmeye devam ettik. Bu kontrollerden sonra hastanın akciğerinde tekrardan modüler lezyon izledik ve bunun ikinci bir primer akciğer kanseri olduğunu öngörerek ya da metastatik bir yayılım denilen eski kanserin yeni yayılımı olabileceğini düşünerek hastanın tüm taramalarını yaptık. Sonuçta hastanın akciğerinde bir kitlenin olması sebebiyle hastaya yeniden ameliyat önerdik.
Tek akciğerli hastalarda ameliyat çok risklidir. Narkoz ve anestezi söz konusu olduğu için hasta zorlu süreçlerden geçer. Çünkü akciğer tamamen söndürülerek, söndürülen akciğer üzerinde ameliyatlar yapılmakta ve akciğer tekrardan şişirilmektedir. Bu esnada hastanın dolaşım sistemi, oksijenlenmesi problem haline gelebilmektedir. Bunun için bu ameliyatlar çok sıkıntılı, çok riskli ve çok özellikli ameliyatlardır.
Bu bizim ilk kez yaptığımız ameliyat değildir. Bunun gibi ameliyatları daha önce de yapmıştık.
Sonuç olarak hastamızın özelliğini tekrar söylemek gerekirse;
İki yıl önce akciğer kanserinden tek akciğerini kaybetmiş, iki yıl sonra kalan sağlam akciğerinde bir modüler yapı çıkmış ve bu nedenle ikinci kez akciğer ameliyatı olan bir hasta var karşımızda.
Bu hasta ameliyatının birinci gününde ayağa kalkmış ve zımba gibi dolaşmıştır. Hastanın hiçbir sorunu yoktur ve hayatına kaldığı yerden eskisi gibi devam etmektedir. Problemsiz bir hastadır.
Buradan yola çıkarak topluma verilecek olan mesajlar ve insanlara anlatılacak olan şeyler şunlardır:
  1. Akciğer kanserinden korkulmamalıdır.
  2. Akciğer kanserinden ameliyat olunabilir.
  3. Akciğerden bir kez değil, birkaç kez ameliyat olunabilir.
  4. Sıkı takip edildiğinde hastalar normal yaşam standartlarına geri dönebilirler.
     Tıpkı 70 yaşındaki hastamız Ahmet Sevim`in karşımızda dimdik duruyor olması gibi.
 
     Çalıştığınız hastanenin teknolojik yeterlilikleri hakkında bilgi verir misiniz? 
     Hastanemizde göğüs cerrahisi alanında çok ciddi ve özellikli ameliyatların yapıldığını söyleyerek başlamak istiyorum. Hastanemiz göğüs cerrahisi ameliyatlarını primer olarak rahatlıkla yapabileceğimiz şartlara sahiptir. İnsanların bu alanda hastanemizi tercih etmelerini tavsiye ediyorum.
 
     Akciğer kanserinin belirtileri nelerdir?
     Akciğer kanseri çok belirti veren bir hastalık değildir. Dünyada daha çok tesadüf olarak çekilen akciğer grafilerinde ve hastanın hiçbir şeye bağlanamayacak şekilde yaptırdığı tetkikler sırasında saptanır.
     Bunun dışında yine sık öksürük, balgam çıkarma(özellikle kanlı balgam çıkarma) ve ilerlemiş kanser hastalarında halsizlik, bitkinlik, kilo kaybı, iştah kesilmesi ve sırt ağrıları, kemik ağrıları gibi sebeplerle kendini belli eder.
 
     Akciğer kanserinin belli başlı sebepleri nelerdir?
     1.si kesin ve net sigara içmektir. Sigaranın birçok hastalık üzerinde olumsuz etkileri vardır. Sigara akciğer kanseri oluşturduğu gibi gırtlak kanseri, mesane kanseri, beraberinde yine kalp-damar hastalıkları dediğimiz tansiyon yükselmesi, enfarktüs dediğimiz damar tıkanıklığına neden olan durumlar sigaranın oluşturduğu belli başlı sıkıntılardır. Bunların dışında midede ülser oluşması, yine mide ve bağırsak sistemi kanserleri sigaraya bağlı meydana gelen olumsuzluklardır.
     2.si ise çevresel faktörlerdir. Hastanın çalıştığı yer bunda etkili olmaktadır. Hasta kömür madeninde, sanayi sektöründe, yüksek ısı altında olan yerlerde çalışıyor olabilir. Bu yerler genelde akciğer kanserini tetikleyici özelliktedir.
Yine akciğer kanserlerinden devam edecek olursak yakınımızda olan Çernobil faciasının uzun ve olumsuz etkileri sadece Karadeniz’de değil tüm Türkiye’de büyük sıkıntılara neden olmuştur. Zira radyasyonun insan sağlığı üzerinde çok olumsuz etkileri vardır.
Akciğer kanserlerinin bir diğer nedeni de genetik faktörlerdir. Ailesel özellikler de kanser oluşumuna neden olabilmektedir. Bir kişinin ailesinde kanser hastalığı görülmüşse o kişide kanser olma olasılığı daha yüksektir.
Son olarak stres faktörünün de kanseri tetikleyici özelliğinin olduğunu söylemek gerekir.
Kendisinde sırt ağrıları ve sürekli öksürük gibi akciğer kanseri belirtileri görülen ya da aile bireyleri arasında akciğer kanseri olan kişiler için söylemek istedikleriniz nelerdir?
Sırt ağrıları vs.ler kanser bulguları değildir. Bunlar direkt değil endirekt bulgulardır. Zaten bir kanser hastasında sırt ağrıları ve kemik ağrıları varsa o hasta artık kanserin son noktasına gelmiş demektir yani o hastaya artık yapılacak çok fazla bir şey yoktur ama her sırt ağrısı kanser vardır anlamına gelmez. Bu sırt ağrıları kas ağrılarından dolayı veya üşütmüş olunduğu için de olabilir. Dolayısıyla insanların sırtları ağrıdığında, öksürdüklerinde, balgam çıkarttıklarında akciğer kanseri olduklarını sanmaları yanlıştır. Bu tür problemleri olduğunda insanların kesinlikle bir dr.a başvurmalarını tavsiye diyoruz. Çünkü bu sorunların kaynağının önce bir araştırılması gerekir.
 
     Tüm dünyada bakıldığında genelde akciğer kanseri teşhisi konulan her 100 hastadan sadece 25’i ameliyat sonrası ilaç ve ışın tedavisiyle sağlığına kavuşabilmektedir. Hastaların geri kalan 75’i maalesef ki hayatlarını akciğer kanserinden dolayı kaybetmektedirler. Bu yüzden bizim amacımız bu hayatta kalan 25 kişiye en iyi şekilde hizmet sunmaktır.
 
     Akciğer kanserinin ilk belirtileri görülen bir hastaya direkt ameliyat mı önerilir yoksa ilaç tedavisiyle sorun giderilebilir mi?
     Akciğer kanserlerinin bir özelliği vardır. Daha doğrusu bu tüm kanserler için geçerlidir. Bu özellikler:
  1. Hücre tipi,
  2. Kanserin evrelendirilmesi,
  3. Kanserin evrelendirilme içersindeki yaygınlığı,
  4. Yapılacak olan işlemin hastaya yararlılığı açısından değerlendirilmesi.
  5. Bunların hepsi toplanır ve sonuçta hasta için yararlı olabileceğine inanılan işlem uygulanır. Ameliyat gerekiyorsa ameliyat, ilaç tedavisi gerekiyorsa ilaç tedavisi, basit takip gerekiyorsa da basit takip yapılır. Yapılan araştırmalar neticesinde hangisi gerekiyorsa o uygulanır ve hasta daha iyi hizmet almış olur.
     Her gördüğümüz akciğer kanserini maalesef ameliyat edemiyoruz ve edemeyiz. Çünkü hücre tipi farklı olan hastalarda mesela küçük hücreli dediğimiz grupta kanser çok hızlı ilerler ve bu hastalara ameliyat yapılmaz, ilaç tedavisi uygulanır. İlaç tedavisine rağmen de hastalık hızlı ilerler ama küçük hücreli dişi dediğimiz hemen hepsinde eğer olabiliyorsa ameliyat 1.basamaktır ama burada o yaygınlığı, ilerlemişliği, hastanın ameliyatı kaldıramayacak olması gibi sebeplerden dolayı hasta ameliyat edilemeyecek olabilir ve hastaya işte o zaman ilaç ve ışın tedavisi uygulanır.
Kemoterapi, radyoterapi veya ameliyat hastanın kendi kararına mı bırakılmalı yoksa hastaya gerekli olduğunda yapılması gereken yapılmalı mı?
Sağlıkta direkt hiçbir şey hastanın kendi inisiyatifine bırakılamaz. Sağlık kişinin kendi sağlığıdır ama hasta kendi inisiyatifini kullanacak kadar hastalığı hakkında yeterli bilgiye sahip değildir. Her ne kadar dr.lar bilgilendirse de...
Akciğer kanserleri genelde hangi yaş grubunda görülür? Kadınlarda ve erkeklerde bu durum nasıldır?
Akciğer kanserleri artık genelde 40 yaştan sonra ortaya çıkmaktadır.35-40 yaş arası hasta grubu çoğunluktadır fakat bazen yaş düşebilmektedir. Benim lise öğrencisi akciğer kanseri bir hastam vardı. Bu hastamda stres ve genetik özellikler faktörleri ağır basmıştı. Bunun gibi pek nadir genç yaştaki hastalarımız olmakla birlikte genelde 40 yaş ve üzerindeki yaşlarda(özellikle 50-60 yaş) hastalık kendisini göstermektedir.
Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde, sigaranın genelde çoğunluk tarafından kullanıldığı ülkelerde erkeklerin akciğer kanseri olmaları kadınlara göre daha fazla görülen bir durumdur. Çünkü bu ülkelerde toplumsal hayat göz önüne alındığında erkekler sigaraya daha fazla maruz kalırlar. Sosyal olmalarından dolayı sigarayı toplumsal bir statü olarak kullandıkları için kanser ne yazık ki kaçınılmaz olmaktadır.
Gelişmiş toplumlarda sigara insanlar tarafından daha az kullanılmaktadır ama burada başka bir tehlike vardır. Burada da kadınlar erkekleşmiştir ve kadınlar sosyalleşmek adına sigara kullanmaya başlamışlardır. Bu kez de roller değişir ve sigaradan dolayı kansere yakalanma riski kadınlarda fazlalaşır. Örneğin 1980`lere kadar erkeklerde sigaraya bağlı akciğer kanseri olma riski çok fazlayken, o yıllardan sonra Amerika`da müthiş bir propaganda ile bayanlar sosyalleştiler ve onlar sigara içmeye başladılar. Erkeklere oranla kansere yakalanma riskleri 2 kat artmıştır.
Sağlık Bakanlığı`na bir doktor olarak yapmak istediğiniz bir çağrı var mı?
Sağlık Bakanlığı aslında yapması gereken bir şeyi yaptı. Bu da sigaranın kapalı alanlarda yasaklanarak insanlarının iyi-kötü sigaraya olan ilgisinin kesilmesidir. Bu konuda Sağlık Bakanlığı gerçekten de çok iyi bir iş yaptı.
Ülkemiz genel anlamda çok stresli bir ülkedir. Stresli, gelişmemiş ve ekonomik zafiyeti olan bir ülkede yaşadığımız için insanların kansere yakalanmaları bazen kaçınılmaz olmaktadır. Bu çok doğal bir şeydir.
Gönül ister ki şartlar olgunlaşsın ve insanlar sağlıklı bir yaşam sürebilsin.
Biz dr.lar olarak her zaman her şartta hastalarımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. Önemli olan onların sağlığıdır. 
 

 








Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Kaşüstü Mahallesi Topal Osman Sokak No:7 Yomra / TRABZON
Tel : ( 0462 ) 341 56 56, ( 0462 ) 341 56 30 - 38, ( 0462 ) 341 56 58 - 63

Akgün Yazılım © 2015 Tüm Hakları Saklıdır